Mert gerçek bir çocuk değil — fotoğraf yapay zekâ ile üretildi, yani bu sayfada hiçbir ailenin resmi yok. Kitap ise gerçek: burada, sizinki nasıl hazırlanacaksa aynı şekilde hazırlandı.
Loading your story book…
0%
Geri gelen kitabın ilk sayfası
- Mert, 5 yaşındafotoğraftaki çocuk
- Ergenekonhikâye kütüphanesinden seçildi
- 8 sayfaher biri bu kitap için çizildi
- Tek fotoğrafbaşka hiçbir şey yüklenmedi
Bu kitap nasıl çizildi
- Görsel tarzıÇizim
- İllüstrasyon ağırlığıOrta
- İllüstrasyon görünümüIşıltılı Çizim
Mert adlı çocuğun kitabının tüm sayfaları
İlk sayfadan sonuncuya kadar aynı yüz, tek bir çizim diliyle. Sayfalar çıktıkları hâliyle burada.
Beş yaşındaki Mert, Ergenekon’un çayırlarında kuzuları saymayı severdi. Bu güvenli vadide nesiller büyümüş, aileler çoğalmış, sürüler genişlemişti. Şimdi çadırlar ve hayvanlar neredeyse her yeri dolduruyordu; Mert, koşacak küçücük bir yer ararken, “Keşke hepimize daha çok yer olsa,” diye düşündü. Mert başını kaldırınca, vadinin çevresindeki demir dağları gördü. Ataları, çok uzun zaman önce düşmanlarından kaçıp bu bereketli yere sığınmış; kuşaklar boyunca burada yaşamıştı. Elmalar, buğdaylar, çiçekler boldu ama dışarıya çıkan tek bir yol yoktu; Mert, dağların ardını merak ediyordu. Mert, ateşin çevresinde toplanan büyüklerin yanına oturup bütün önerileri dinledi. Kimisi yüksekleri aşmayı, kimisi gizli bir geçit aramayı düşündü. Sonunda bir demirci, elindeki demir parçasını kaldırdı: “Demir yeterince ısınırsa erir!” Mert’in gözleri parladı; belki dağın içinden bir yol açılabilirdi. Ertesi sabah Mert, herkesle birlikte işe koyuldu. Günler boyunca bütün vadi odun ve kömür topladı, demir dağın yamacına kocaman bir yığın yaptı. Mert de taşıyabileceği ince dalları üst üste dizdi; her dal, dışarıdaki dünyaya uzanan umutlarına biraz daha güç katıyordu. Mert, demircilerle birlikte dağın önüne kocaman körükler kurmaya yardım etti. Tahtalar yerleşti, geniş deri kanatlar bağlandı; herkes kendi yapabileceği işi üstlendi. Mert, kolayca hareket eden bir kola bastığında körük “Puf!” dedi, o da gülerek, “Dağa nefes veriyoruz!” diye seslendi. Günlerce körükler üfledi, ateş dağın demir yamacını kızıl kızıl parlattı. Mert, büyüklerle birlikte uzaktaki güvenli yerde beklerken sıcağa karşı kolunu kaldırdı. Sonunda demir eridi ve dağda bir gedik açıldı! Mert sevinçle, “Bakın, yolumuz oldu!” dedi; herkes geçidin soğumasını bekledi. Geçit soğuyunca, gri bir kurt açılan gedikten geçti ve geniş çayırlara yöneldi. Mert, ailesiyle birlikte onun gösterdiği yoldan yürüdü. Halk, nesiller sonra ilk kez açık dünyaya çıktı; Mert yüzüne değen rüzgârı hissedip, “Burada gökyüzü ne kadar kocaman!” diye fısıldadı. O günden sonra halk, her bahar dağın eriyip yol verdiği günü büyük bir ateş yakarak kutladı. Bu bayram, halkın yeniden doğuşunu hatırlatıyordu. Büyükler alçalan alevlerden atlarken Mert de ailesinin gözetiminde minicik bir alevin üzerinden hopladı. “Yeni yollar, yeni baharlar!” dedi Mert; herkes sevinçle alkışladı.
Yüklediğiniz fotoğraf yalnızca kitabınızı çizmek için kullanılır ve kitap hazır olur olmaz sunucumuzdan silinir.